Free Web space and hosting from bz.tc
Search the Web

BİR TAŞRALIDAN HİKÂYELER

Bir Taşralıdan Hikâyeler Oyhan Hasan Bıldırki Öykücülüğü Kimlik Resimlik E Kitaplar

Niçin Hikâye? * Oyhan Hasan Bıldırki

      “Genelde de şiir yazımı denemelerinden sonra şairlerimiz hikâye ve roman alanında çalışmalar yapmışlardır. Sizin şiirle uğraştığınız oldu mu?
      - Aslında ben de, yazı hayatıma şiirle başladım. Sonra romanla devam ettim. Fakat Türk okuyucusu beni, daha çok hikâyeci ve eleştirmen olarak tanır. İlk şiirim “Seni Bekleyeceğim”, Ses Gazetesinde (Aydın, 1962) yayınlandı. Bana göre şiir, hemen hepimizin ocağına düştüğü bir hummadır. Nedense hayatımızın hiç bir devresinde onsuz yapamıyoruz. Ona tutkunluğumun bir işareti olarak CEYLAN GÖZLÜM’ü önümüzdeki günlerde yayınlamak istiyorum. Ne var ki şiir, oldukça zor bir şey. Şair olmak da öyle.
      Hikâyelerinizde anlaşılır bir dil kullandığınız ve haliyle de yaşantınızdan kesitler sergilediğiniz görülmektedir. Başka dikkat ettiğiniz kurallar var mı?
      - Ben, sesli konuşmaya tutkunum. Son çalışmalarımı hikâyede teksif etmem de bundandır. Bir bakıma tespitiniz doğru. Ben, daha çok gördüklerimi, duyduklarımı, düşündüklerimi veya yazılması gerekenleri yazarım. Günümüz insanının dertlerini, sevinçlerini dile getirmeye çalışırım. Bunları yaparken de, gerçeğin dışına çıkmamaya dikkat ederim. Bir bakıma, belki de, iyi bir ifadeciyim. Benim söyleyecek çok şeyim var. Yazdıkça ışık olmak istiyorum ve böylece dinleniyorum. Bana göre hikâyeci, ele aldığı konuyla ilgili bir mesajı, büyük kütlelere ulaştıran ve onları aydınlatan adamdır. Burada “Neden hikâye?” sorusu da akla geliyor. “Niçin roman değil de, hikâye?...” Hikâyenin, romana göre kısa boyutlu oluşu, fazla zaman almaması, dili çabuk hikâyeci ile okuyucu arasında ışık alışverişinin doğmasına yardımcı olur. Bu yardım da, aydınlık ufukların doğmasını sağlar. Bu arada, şiirden getirdiğim bazı özellikleri de, hikâyelerimde kullanmaktayım. Bazı hikâyelerimde, hikâyenin klâsik kalıplarını, küçük darbelerle yıkmaya çalıştım. Bunda, başarıya ulaştığımı sanıyorum.” (1)

      (1) DURUCAN Muhsin - Oyhan Hasan Bıldırkı İle Söyleşi, BEŞPARMAK A. K. S. D. / Sayı: 4 S. 16 vd. Aralık 1989

"Bursa'da Zaman" Günleri

      “Elimize ‘Talebe Cemiyeti’ gibi bir imkân geçince, 1969’da “BURSA’DA ZAMAN” adını verdiğimiz bir dergi çıkardık. Aylık, altı sayı neşredebildik, barutumuz o kadardı. Şu anda elimin altında, ilk eserleri bu mecmuada çıkmış olan biri hikâyeci ve biri şair iki dostumun eserleri duruyor. “Hoş Geldin Huzur” Nadir Ülker’in hikâyeleri; “Güzelleme” Ali Akmanlar’ın şiirleri. Kadromuzdan, hikâyeci-münekkid Oyhan Hasan Bıldırki de daha önceleri “Koçaklar”ı neşrettiğine göre, o günkü çevremizden üç sanatkâr bugün sanat dünyamızda yerlerini almışlardır.” (1)

      (1) KORKMAZ Alâaddin, “Bursa’da Zaman” Çevresinde Bir Şair Bir Hikâyeci-Doğuş Edebiyat Sayı:28 s.21 vd. Mart 1985

 

SEYİRLİK PERDE